Mentorluk

  • Rehber, akıl hocası, öğretmen, yol gösterici. Sizin takip ettiğiniz yolda mesafe kaydetmiş, deneyimlerini ve bilgisini sizinle paylaşabilecek ve bu yolda karşınıza çıkacak güçlüklere karşı sizi hazırlayacak, mücadele gücünüzü arttıracak yol gösterici.


    Alanlarında başarı sahibi olmuş, çok para kazanmış, prestij sahibi olmuş birçok profesyonel olmasına rağmen, insanın kendisine uygun mentoru bulması, ona ulaşması ve onunla beraber çalışması her zaman kolay değil. Gerek mesleki, gerek ilmi, gerekse ruhani anlamda birçokları kendilerine 'üstat' veya 'hoca' tayin ettikleri kişilerle zaman geçirebilmek, onların uygulamalarının içinde olmak için kimi zaman binlerce kilometre seyahat etmeye, aylarca evlerinden ve sevdiklerinde uzakta olmaya katlanırlar. Uzakdoğu'da birçok Zen öğrencisinin aylarca tapınaklarda çıraklık yaptığını, belli olgunluk seviyesine gelene dek mentorlarıyla biraraya gelmediklerini duyarız.


    Mentorun vereceği bilgiyi alabilmek için kişinin belli bir kafa yapısına, disipline ve bakış açısına sahip olması gerekir. Duygu ve davranışlarınızın sorumluluğunu almaya hazır mısınız?

     

    Koçluk ve mentorluk yaklaşımlarının her ikisinde de geri bildirim yöntemleri vardır. Her iki yaklaşımı da kullanırken bazı tiplemelerini, bazı temel karakter tipolojilerini, motivasyon teorilerini, yetkinliklerin nasıl geliştirildiğini, öğrenme süreçlerini bilmenin müthiş faydaları vardır. 


    Her ikisinde de farkındalık arttırmak, motivasyon artırmak, kişiyi ileriye doğru götürmek vardır.

    Amacı ortaktır, yöntemlerde farklılık vardır. 

     

    Bir koç ya da bir mentor;

    Değerler ve erdemler konusunda yol gösterebilmeli. 
     
    İlerlemek istediği bir amaç uğrunda temel prensipler kazandırmak için bilgi paylaşabilmeli. 

    Nasıl düşüneceği, nasıl sorgulanacağı ile ilgili yol gösterebilmeli. 

    Bir insanın kendi hayat planını neye göre yapması gerektiği konusunda yol göstermeli. 
     
    Ne istediğinizi bilin :
     
    Bir Zen ustası nehir kıyısında meditasyon yaparken yanına genç birisi gelir ve ona 'Senin öğrencin olmak istiyorum' der.
    'Neden' diye sorar Usta.
    'Çünkü Tanrı'yı bulmak istiyorum' diye cevap verir genç adam.
    Usta aniden ayağa fırlar ve bu genç adamı ensesinden sertçe tutarak kafasını suyun içine sokar. Genç adam ne kadar çırpınsada suyun altından kafasını kurtaramaz, 2-3 dakika suyun altında çırpınır. Sonra, usta genç adamın kafasını sudan çıkarır.
    Genç adam yutmuş olduğu suyu öksürerek çıkartır, bir süre sık sık nefes alır, ciğerlerine oksijen dolmasını bekler, birkaç dakikaya kendine gelir.
    Usta sorar; 'Başın suyun altındayken en çok neyi istedin?'
    'Tereddütsüz hava' diye yanıt verir genç adam.
    Usta; 'Peki, öyleyse git evine ve Tanrı'yı da o kadar istediğin zaman gel bana' der.

     


    Bugün belki mesafelerin eskisi kadar önemi yok, teknoloji dünyanın öbür ucundan biriyle görüntülü toplantı yapmamıza olanak veriyor ancak aradığınız cevaplar ne kadar spesifikleşirse işiniz o kadar zorlaşıyor. İş hayatınızın ilk yıllarında birçok kişiden genel tüyolar alabilir, farklı iş yapış biçimlerini gözlemleyebilir, kendinizi geliştirmek için farklı kişilerin deneyiminden yararlanabilirsiniz. Örneğin, kimi çok uluslu şirket oryantasyon programlarında yeni mezunlardan oluşan yeni şirket çalışanlarına benzer pozisyonlarda çalışmış birkaç sene kıdemli çalışanların destek olmasını ister. Özellikle ilaç, hızlı tüketim gibi dev satış ekiplerinin bulunduğu firmalarda oldukça yaygın bir pratiktir böyle koçluk sistemleri. Deneyimsiz yeni çalışan her sorusunda yöneticisine danışacağına kıdemli arkadaşına ulaşır, işle, müşterilerle ilgili sorularına daha informal bir ortamda cevap bulur. Bu tür kurumsal mentorluklar yeni çalışanların çalışma ortamına kısa sürede adaptasyonuna destek olur.
     
                         
    Burada önemli olan Zen ustasının öğrencisinden ne aradığını gerçekten bilmeden gelmemesi gerektiğini söylemesi gibi, yöneticinin ya da bireylerin  mentorundan ne konuda yardım almak istediğini net olarak bilmesidir. Kariyerinde hızla yükselen kişiler işleriyle ilgili doğru durum tespiti yapar ve doğru sorularla mentorlarının kapısını çalarlar. O zaman akıl hocalarının etkili çözümler üretmesi de kolaylaşır.

     

    Bilgi için lütfen danışınız.

NLP (Neuro Linguistique Programming)

NLP NEDİR?( Neuro-linguistique programming)

 

Duyu-Dil Programlama ya da NLP (Neuro-linguistique programlama), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için "nörolojik programlarını" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı bir psikolojik terapi anlayışıdır.
NLP, metodolojiye yer veren, bir seri teknik müdahalenin yer aldığı bir yaklaşımdır. Metodoloji modellemeye dayanır. NLP özel bir alanda başarılı sonuçlar alan kişilerin tecrübelerini biçimleme ve çözmeyi, NLP'nin anlaşılır olmasını ve ulaşmak isteyeni de eğitmeyi sağlıyor.


Modellemeden çıkan müdahale teknikleri kullanımı kolay, hızlı ve doğrulanabilir sonuçlar taşırlar. Bu müdahale teknikleri, etkin bir iletişim kazanılmasına neden olurken, zihinsel fonksiyonları geliştirir, potansiyeli yükseltir, yeni modeller yaratmak ve geliştirmek için kişinin ihtiyacı olan değişimi kolaylaştırır.


NLP üç temel kavrama dayanmaktadır

 

 

  1. Neuro: Bütün davranışlar nörolojik bir sürecin sonucudur.
  2. Linguistik: Sinirsel süreçler dil ve iletişim sistemleri yoluyla modeller ve stratejiler halinde temsil edilir, düzenlenir ve sıralanır.
  3. Programlama: Bir sistemin unsurları belirli sonuçlara ulaşmak için düzenlenir veya programlanır.

 

 

NLP

 

NLP, Hayatımızın her alanında ve her anında kullanılabilir.
Eğitim sırasında ve eğitimde öğrendiğiniz teknikler ile İhtiyacınız olan tüm değişimleri kolaylıkla sağlayabilirsiniz.Bunlardan en önemlisi de zihinsel ve ruhsal durumunuzun dilediğiniz her an mükemmel olmasını sağlamak olacak.Motivasyon, iletişim, strateji belirleme, modelleme,
sınırlayıcı davranışlardan ve inançlardan, bağımlılıklardan kurtulma,
Arzu edilen davranışların kazanılması,
İç barışın sağlanması,
Bağımlılıkların giderilmesi ( Sigara, alkol, kumar, vb.),
Moral gerektiren tüm durumlar,
Yemek düzeninin değiştirilmesi,
Yaratıcılığınızın geliştirilmesi.


İş ve eğitim dünyasında çok büyük farklar sağlayacağınız iletişim becerileri kazandırır. Öğrenmeyi etkin kılar.
Bilgiyi daha etkin kullandırır.  Bireysel potansiyeli ve  performansı doruğa çıkarır.
İşbirliğine önem verip içinizde var olan tutkunun harekete geçmesine izin verir.
Koşullar karşısında gereken esnekliği sağlamanıza yardımcı olup iç disiplininizin kumandasını elinize verir.
Eğitim alanında sınavlara stressiz hazırlanma, sınav anında tüm bilgileri açığa çıkarma,
ders çalışma alışkanlıklarının değiştirilmesi, anlamayı hızlandırma, hafıza gücünü kullanma, odaklanmayı artırma gibi çok büyük yararlar sağlar.
Bilinçaltınızda kayıtlı tüm verileri sizin lehinize nasıl kullanabileceğinizi öğretir ve böylece gücünüzü arttırırsınız


NLP tekniklerin çoğu, kişinin kendisinin yapabileceği ve rutin yaşamında uygulayabileceği tekniklerdir.

 

 

NLP  TARİHÇESİ :


1970’li yılların başında California-Santa Cruz Üniversitesinde Richard Bandler, Gestalt ekolünü araştırırken ona aynı üniversitede dilbilimci olarak çalışan John Grinder de katılır. Araştırmaları sırasında dönemin ünlü terapisti Milton Erickson’un başarıları dikkatlerini çeker. M. Erickson bilinen yöntemlerle çok uzun sürecek tedavi sürecini çok kısaltmış ve daha az çaba gerektirecek yeni yöntemler keşfetmiştir. Bu başarıyı inceleyen J. Grinder ve R. Bandler aynı başarıyı elde etmek için onu modellemeye başladılar. Bu yöntemde davranış ve düşüncelerimizde bilinçsiz aklın büyük büyük rolü olduğu tezi vardı. M. Erickson bilinçsiz akılla nasıl iletişim kurulabileceğini ve bilinçsiz aklın çalışma prensiplerini bulmuş; böylece pek çok insana değişimi kolayca sağlamıştır.


R. Bandler ve J.Grinder M. Erickson’un bu yönlerini modelleyerek çalışmaya başladılar. Yaptıkları uygulamalar sonucunda kendileri de M. Erickson’un elde ettiği sonuçları almaya başladılar.
Dönemin ünlü aile terapisti Virginia Satir’in yaptığı çalışmalar da çok başarılıydı. İnsanlarla kurduğu iletişim ve sistem düşüncesi bu başarının temeliydi. Virginia Satir’in modellenmesi de aynı başarıyı getirdi ve önceki bilgilerle birleşince yeni ufuklar açtı.

Önceden yapılan araştırmalarda başarısızlığın sebepleri, başarısızlığın nasıl önlenebileceği üzerinde yoğunlaşmıştı. J. Grinder ve R. Bandler, başarısızlığın nedenleri değil başarının nasıl elde edildiği üzerinde durarak bu işe başladılar. “Başarı nedir? Kimler başarılı oluyorlar? Başarılı insanların ortak yönleri nelerdir? Çok çalışanlar mı başarılı oluyorlar?” Gibi birçok temel sorunun cevabını araştırmaya başladılar.


 “BAŞARI, BİR TESADÜF DEĞİLDİR! Her insan başarılı olabilir. Bazı insanlar başarılı olmayı farkında olmadan öğrenirken bazıları yine farkında olmadan başarısız olmayı öğrenmektedirler. Başarısızlığı öğrenen insanlar ne kadar çalışsalar da başarıyı yakalayamıyorlar. “ J. Grinder ve R. Bendler çalışmalarında “neyin, nasıl, kötü yapıldığı üzerinde durmak yerine “neyin, nasıl iyi yapıldığı” üzerinde yoğunlaştılar. Kazandıkları bilgi ve deneyimler ışığında başkalarına da başarılı olma yollarını öğreterek onlara da başarılı olma becerisi kazandırdılar. Wayt Woodsmall Bendler ve Grinder’in çalışmalarına katılmış ve özellikle de modelleme konusunda NLP’ye yeni bir boyut kazandırmıştır.

 

EFT (Duygusal Özgüleşme)

 

Akupunturun iğnesiz , duygulara parmak uçlarıyla vuruş şeklinde uygulanan bir versiyonudur. Benzersiz , duygusal bir egzersizdir.

 

Sizi sakinleştirir , daha iyi odaklanmanızı sağlar , böylece probleminiz hakkında daha iyi berrak ve sağlıklı düşünebilirsiniz.

Eft; meridyenlerin uç-son noktaları bedenin enerji sistemini dengelemek için kullanılır.

 

Bütün negatif duyguların kaynağı bedenin enerji sisteminde ki kesintiler ve bozukluklardır.

 

Eft tüm duygular için (korku , endişe , şüphe , takıntı ,alkol,sigara , rahatsız eden anılar , yiyeceklere aş erme,fobiler vs) , bedende ki ağrılar dahil rahatlıkla uygulanan bir tekniktir.

 

Eft ,tekniği için herşey denenebilir.

 

Beden ve zihinde ki blokajları kaldırmaya yönelik başarılı bir çalışmadır.

 

 

EFT Nasıl Yapılır ?

 

EFT, vücuttaki belli noktalara (EFT noktaları ) parmak uçlarıyla vurmak yoluyla yapılır.Yaşadığımız negatif olayı düşündüğümüzde enerji sistemimizde yine o olayı yaşarkenkine benzer şekilde bozulmalar ve tıkanıklıklar meydana gelir. EFT noktalarına vurmak da bu tıkanıklıkları açılmasını sağlar.Denge yeniden sağlandığında duygusal rahatlama da sağlanmış olur.

“Anı bellekte kalır, fakat duygusal yük ortadan kalkar. “

 

Kendini kabul etme ifadesi ve problemi tanımlayan ifade tekrarlanarak diagramdaki acı veren nokta ovalanır.

Bundan sonra diagramdaki noktalara yaklaşık yedi kez vurulur ve vurulurken problemi tanımlayan ifade tekrarlanır. Problemli durumun varsa çeşitli açıları ile ilgili olarak bu işlem tekrarlanır.

 

Önemli Not: EFT ile birçok fiziksel sorun başarı ile çözülmüş olmasına karşı asla gerekli tıbbi müdahaleyi dışlamaz, tersine EFT’yi modern tıbbı tamamlayıcı, hızlandırıcı bir unsur olarak görmek gerekir.

 

Bazı kompleks problemlerde sonuç almak görece olarak daha uzun zaman ve kararlılık ister, bazen usta bir EFT pratisyenine ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak şu ana kadar birçok sıradan insan bu tekniği öğrenmiş, hayatlarındaki stres seviyesini düşürmüş ve birçok problemlerini kendi başlarına çözebilmişlerdir.

 

 

 

Olumlu Düşünce ve Yararları

Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır. Sonra da düşüncelerinizi kontrol altına alıp en küçük olumsuzluk düşüncesinden başlayarak büyük olumsuzluk düşüncesine doğru onların önce bilincine varıp vücuttaki ve yüzümüzdeki meydana getirdiği kasılmaları gevşetmek ve onları kaslarımız sayesinde vücudumuzdan akıp gitmesini sağlamaktır. Konuşmalarımızdaki kullandığımız olumsuz sözcükler ve bu sırada aklımızdan geçen olumsuz düşünceler tek başlarına zararsız bile görünseler, bir zaman sonra bilinçaltımızda son derece zararlı etkilere yol açarlar. Bilinçaltımız böylece olumsuz bir tutum alır. Kendi kendine devamlı olumlu sözler söyleyip telkinde bulunan insan zamanla bilinçaltının o yönde çalışmasını sağlar. Bu aynı jimnastik alıştırmaları gibidir. En kötü bir olayı dahi anlatırken ama iyi olacak deyip sonrada o kötü olayın nasıl iyi yanları.

 

Ve etkileri olabileceğini düşünüp söyleyin. Hatta onları bir kağıda yazıp devamlı okuyun. Umut dolu, daima olumlu ve yapıcı eleştiri yapan, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla ilişki kurun ve sizde öyle bir insan olun. Devamlı üzülen, olumsuz insanların bu huylarını değiştirmeye uğraşın. Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar. Üzüntü, sağlıksız ve yıkıcı bir zihinsel alışkanlık, bir hastalıktır. Üzüntü parça parça yok edilir. Bunun için önce küçük şeylere üzülmeyi bırakınız. Konuşmalarınızdan üzüntü ve korku belirten kelimeleri çıkarınız. “Ben yapamam” cümlesi bir hastalık belirtisidir. Daima başarırım, yaparım deyin. Günde 20 kez ben yaparım, ben başarırım diye tekrarlayın. İleride otomatik olarak böyle düşünmeye başlayacaksınız. “Ben yapamam’ı değiştirmenin bir başka yolu da kendinize ait bir teknik arayıp bulmanızdır. Eğer yokları düşünürseniz varlara ulaşamazsınız. Eğer gerçekçiyim diye övünüyorsanız ve gerçekçiliğiniz sizi karamsar yapıyorsa siz gerçekçi değil karamsarsınız. İyimser olan insanda beyin endorfin denilen bir hormon salgılar. Bu hormon insanin kendini daha iyi ve mutlu hissetmesini sağlar. Coşkulu yaşayın coşkuyu bulun ve coşku için dua edin kendinize”

 

MUTLU YAŞAMIN YOLU

Sırasıyla yapılacaklar:
  • kendiyle birlikte olmaya boyun eğme
  • hedef ve istek
  • inanç
  • anahtar sözcük
Büyük ben’inize boyun eğin İsteyin hedefinizi gerçekten isteyin. Hedefinizi istemeyi sevin Bilinçaltınıza isteğinize hedefinize hiç kuşkunuz kalmayacak şekilde inanın. Ve uygun anahtarı seçip elektrik düğmesi gibi çalıştırın.

 

ZEN METODU / Öneri Uygulama

Bu yolla yapılacak meditasyonda sırayla şunlar yapılmalı:
  • Dizinizi bükerek veya da sandalyenin üzerinde dik olarak oturunuz
  • En azından 15 dakika boyunca içinizdeki nehire konsantre olunuz. Bütün kötü olumsuz duyguları korkuları içinizdeki nehire atıp akıp gitmesini sağlayınız. Bedensel olarak duyduğunuz duyumlar (karnında veya gögsünüzde.) nehirden akıp gitsin Düşüncelerin gelip yanınızdan adeta bir tren gibi geçmesine yardımcı olun. Mümkünse hiç bir şey düşünmeyin. Hiçbir şeye karşı koymayın. Bütün kötü düşünceler sizi yalayıp gitsin. Akan suya baraj olmayın. Yollayın gitsin, aksın gönlünce. Duran su kokar, hastalık yapar. Bentleri kaldırın...
  • Bunu günün her anı yapmaya gayret ediniz. Kendinize karşı durmayın. Bunları yaparken uyuklamayın vücudunuzu bilinçli şekilde hissedin.
  • Vücudunuz sizin mutlu ve huzurlu yaşadığınız evinizdir.
Zen durumunda başka bir yol:
  • Rahat ve gevşemiş durumda sandalyeye oturun. Vücudunuzun her öğesinin varlığının bilincine varın. Ayak parmaklarınızdan kaslarınıza kadar vücudunuzun her parçasını gevşettin. Bunu yaparken “ayak parmaklarım gevşiyor, ayak bileklerim gevşiyor” diyerek her öğenin bilincine vararak her yerinizi gevşettin.
  • Zihninizi dalgalı bir su gibi düşünerek yavaş yavaş dalgaları dindirin. Dalgalar gittikçe azalsın, küçülsün ve suyun yüzeyi dümdüz olsun.
  • Sakinlik ve huzur veren kelimeleri söylemeye başlayın. Huzur, sakinlik, sessizlik, uyum, billur, hoş duygu, gibi bunları yaptığınızda ALFA durumuna geçmiş oldunuz.
  • yakaladığınız uyumu SİZ dahil kimsenin bozmasına izin vermeyin. O UYUMU savunun.

 

Dıştan gelen ve sizi yıpratan etkenler BÖLÜNMEYE sebep verir. Ama en zararlı bölünme kendi kendimize yarattığımız bölünmedir. Bölünmemek için kötüyü görme, duyma, konuşma. Bölünmenin sebepleri; acılar, kaygılar, korkular, aşırı duyarlılık, öfke, tartışma, tiksinme, tembellik, sorumluluktan kaçma, can sıkıntısı, pişmanlık, kararsızlık, unutkanlık, bir şeyi zamanında yapmamak.

 

Bir anda kendinizi cesaretli, kendine güvenir, kaygısız, hissettiğiniz anlar olmuştur. Sevinçli ve mutlusunuzdur. Sonra önemsiz, can sıkan bir olayı yada kişiyi düşünür yine canınızı sıkarsınız O güzelim duygular bir anda kaybolurlar. KIM dir sizi mutsuz eden? yine SİZ. Kendi kendinize yine BÖLÜNDÜNÜZ. Bir şeyi yapacağımızı söylüyorsak kendimizden BİZ diye bahsetmeliyiz. Ben diye bahsedersek sadece bilincimizden bahsetmiş oluruz. BEN bir şeyi yapacağım dersiniz. Eğer ben kullanırsanız sadece bilincinizi kastetmiş olursunuz. Aslında ESAS YAPICI BİLİNÇ ALTINIZDIR Bilinciniz değil. Bir şey yapmak isterseniz bilinç altınızdan yardım isteyin. Bilincinizle düşünebilirsiniz hissedebilirsiniz ama bilinçaltınızla isteyebilirsiniz.

 

Bilinçaltınıza şu soruları sorun

  • tam olarak ne istiyorum?
  • benim için en iyi şey nedir?
  • nasıl istiyorum?

 

Yalnızca bilinçaltımızı kullanarak yaptığımız şeylerde bir mükemmellik ve mükemmelliğe giden bir hal vardır. Bilincimiz ise devamlı bizi eleştirir. Korumaya çalışır. İkaz eder. Bilinç devamlı bilinçaltının işine karışır ve sessiz bilinçaltı devamlı bilinçten azar işitir. Bilincin bilinçaltına bu hareketlerini kontrole aldığımız zaman, bilinçaltını kendi haline bırakıp mükemmellik yaratacağı bir ortam hazırlamış oluruz. Sonuç olarak bilincinizin bilinçaltını olumsuz yönde etkileyecek telkinlerde bulunmasını önlemeli, olumlu telkinleri bilinçaltına göndermeliyiz. Bu durumun farkında olursak, günün her ani bunu uygulayabiliriz. Kendimize bir şeyi mükemmel yaparken birden ama diye başlayarak o mükemmelliği bozmamız tamamen bilincin suçudur. Kendinizi bilinçaltına teslim edin. Olumlu kontrolü elden bırakmayın.

 

Bilinçaltınıza ne kadar güvenirseniz kendine güven de o kadar artar. Kendine güven için korkuları ve içimizdeki suçluluk duygusunu atmalı bu yönde çaba göstermeliyiz. Bunun için kendimizden yardım isteyin. Bir şeyi iyi yapamadığınızda veya yapmadığınızda suçluluk duymayın. Her gün değişik bir gündür.